31,29 km yürüdüm, 516 fotoğraf çektim

Bir insan ülkeye girer girmez ‘fail’ yer mi demeyin, yedim. Efendim 2 saatlik bir uçuş sonrasında Kharkiv üzerinde turlamaya başladık. Zaten Ukrayna’da olaylar karışıkken tırsmadım da değil, 5. dönüşümüz sonrasında uçağımız inişe geçti. Gece 2.30 olduğundan hava trafiği de yoktu neyin kafasıydı ki bu? Acaba kule uyudu da in emrini vermedi 🙂 Neyse indiğinde herkes alkışladı falan … Gece olmasından hemen pasaport kontrollerinden geçtik, bir sıkıntı olmadı. Ne kadar kalacağını bildiren bir kağıt da imzalamadan kolaylıkla ülkeye giriş yaptık efendim. Sonra taksiciler çevrelemeye başladılar. Ben de onlardan kaçayım derken bana doğru yaklaşan polisi gördüm. O an içimden ‘yo yo internette okuduğum şeyler gerçek olamaz!’ dedim ama oldu.

Ad soyad merasiminden sonra bazı kontrollerin olacağını söyledi ve beni odaya çekti. O muhteşem anın gelmesini bekliyordum. İşte nerede kalacaksın, neden geldin, biliyorsun biz savaştayız ondan bu kontroller derken; ‘Ruhşvet’ dedi 🙂 Yanımda bozuk yoktu, 10 Euro’yu taksiye verecekken çıkardım hacıt bu var dedim, ama bunun azını alın taksi param yok bak falan dedim. O esnada bunun kankası gelip cebinden paraları çıkardı ki her tipten para vardı. Demek ki adamlar çevirip çevirip duruyorlar. Neyse bana 200 UAH geri verdiler. Bu taksi için yeter dediler. Buradan çıkaracağım ders ne peki?

  1. Bundan sonra yurtdışı gezilerinde abidik gubidik saatlerde orada olacak şekilde bilet bakma.  Ulaşım sadece taksi ile oluyor …
  2. Kharkiv’e bir daha gelirsen polislerden uzak durmaya çalış. Gördüğün anda kaç abi 🙂

Yazıyı yazarken aklıma geldi de, 200 UAH : 7.916 Euro kuru varmış, adamlar 3 Euro rüşvet almışlar, iyi bari. Ben daha fazla aldılar diye düşünmüştüm …

Bu sefer taksi olayı var, adam 500 UAH dedi şehir merkezi için. 19 Euro’ya denk geliyordu, 10 Euro’da ısrar etsem de adama muhtaç bir şekilde 15 Euro’ya anlaştık ki kazık yedim burada 🙁 Adam bir de gerçek taksici değilmiş, havaalanının dışına kadar çıktık arabaya binmek için ama yapacak bir şey yok. Abi o an aklımdan neler geçiyor, işte bu adam beni alsa götürse kimsenin ruhu duymaz … Neyse bu sefer kalacağım yeri araştırmaya başladık. 03.30 falan tabi saat. Baya bir dolaştıktan sonra bulduk. Ama bulmadan önce de 2-3 kere inip burası mı diye sorduk zile basıyoruz falan … Ben de nasıl bir yer buldum diye aklımdan geçiriyorum o sırada tabi, ucuz etin yahnisi misali 🙂

Adama 20 Euro’yu uzatsam da üstü yok dedi. Bu Priştine’deki taksicide de olmuştu. Buradan çıkardığım derse ne peki?

  1. Nereye gidiyorsan git, bozuk euro taşı yanında. Anlaştığın miktarda ücret ver. Adamlar hep fazlasını alıyorlar.

Bana 50 UAH verdi eyvallahlaştık…

Hotel’e gidiğimde, çıkan kadın uykusundan uyanmış ve İngilizce bilmiyordu. Hadiiiiii … Şu yabancıların anlamadığım halde neden konuştukları dilde konuşmalarına devam ettiklerine anlam veremiyorum. Parayı verme faslına geçine kadın kendi para birimlerini istiyor, ben yok hacı diyorum. Neyse yanımda polislerin verdiği 200 UAH’ı verdim gerisini de yarın vereceğim dedim. Nasıl anlaştınız diye sormayın ben de bilmiyorum…

Sabah 8.30 gibi yollara düştüm, tamam erken bir saat de kimse mi olmaz? Hadi onu geçtim tüm mekanlar kapalı. Camdan bakınca haftasonu 10 – 11 gibi açtıklarını 5 – 6 gibi de kapattıklarını gördüm. Tavsiyem, 10 dan erken uyanıp da sokaklara çıkmayın.

Ekim sonu, Kasım başı; sabah hava buz gibi. Ne olur güneş çıkınca ısıtsın diye düşünürken başladım yürümeye. Gorky Park ilk durağımdı. Birazcık yürümeyle hemen ulaştım. Çocuğunu alıp gelenler, tek tük sevgililer 9 gibi oradaydı. Baya büyük bir park. Lunapark da var. Abi Roller Coaster bulduğum şehirde bineceğim!

10.30 ‘a kadar oyalandım. Mekanlar açılsın da kahvaltımı yapayım düşüncesiyle yürümeye başladım. Dışarıdan güzel gözüken “some like it hot coffee & bar” a oturdum. British Breakfast ‘dan aldım ki güzeldi. Olur da yolunuz düşerse gidip yiyebilirsiniz. Sonrasında da güzel bir kahve ile içim ısındı. Sonra başladım yürümeye …

Sıradaki durak “Freedom Square“. Baya büyük bir alan evet, sağlı sollu arabalar geçiyor. O alanın hepsini neden trafiğe kapatmamışlar anlamadım. Zaten oradaki heykel de brandalar ile kaplıydı. Kışın gezmenin kötü yanlarından birisi de gezilecek yerler tadilata girebiliyor. Artık yapacak bir şey yok. Kışın gezmenin iyi yanı da parklarda uçuşan ağaç yaprakları, onların oluşturduğu güzel görüntü 🙂

Sıradaki durak “Monument to Taras Shevchenko“. Anıtta hoşuma giden şeylerden birisi de “tahminimce” Ukrayna’nın çeşitli dokularıyla bu heykelin oluşturulması olsa gerek. Durmak yok … Sıradaki yer ise şehrin sembolü sayılan “Дзеркальний струмінь“. Haftasonu olduğu için insanlar bir yandan da ibadet için geliyorlardı  …

Tabi hava soğuk, burnum deli gibi akmaya başladı. Kahve molası diyerekten Kharkiv’in kahve zincirlerinden biris olan “Coffee Life“a geçtim. Starbucks konseptli mekanda ücretsiz Wi-Fi ve elektrik bulmak mümkün. Kahve içerken bilgisayarı ve telefonu şarj edeyim dedim…

Yakınlarda üzerinde derece bulanan bir bina vardı diye dolaşırken dibinde bitmişim meğersem. İsmi bizim bildiğimiz derece: “Градусник“. Ankara’daki Dost Kitap Evi / YKM önüne benzettim burayı. Buluşulacak kişiler burada buluşup yola devam ediyor, gitar çalan gençler derken fena değil.

Çevrede bir çok kilise var ama en iyisi: “Благовіщенський кафедральний собор” yapı itibarı ile kendine çekiyor. Sonrasında birazcık uzakta olan pazar yerine doğru yol alayım dedim.

Bu sefer metro kullanayım da duraklara bakayım diye düşündüm. Bakalım Moskova’daki gibi hepsinin ayrı güzelliği var mı … Ama yanımda bozukluk olmadığı için metro bileti alamadım. Metro biletleri 3 UAH bu arada. Nasıl alacağımı metro görevlisine soruyorum bana Rusça bir şeyler söylüyor ben anlamıyorum diyorum o devam ediyor falan 🙂 Neyse bilet alanların orada yardım istedim, 10 UAH’ı bozdular falan filan derken aldım. Her ne kadar metro durakları Moskova’daki gibi yerin 500 kat aşşağısında olmasa aynı güzellikteydi. Ahizeler de vardı hem :b

Ama daha ferah ve anlaşılırdı. Moskovo’da bildiğin kaos ortamı, basık falan … Neyse durakları karıştırmayacaktım ama yine karıştırdım. Bir durak önce indim. Ne var lan birazcık yürüyeyim dedim, hem şehri gezmeye geldim dedim ve başladım yürümeye. Telefona bakaraktan pazar yerine doğru ilerlerken çok değişik yerlerden geçmeye başladım. İnsan yok, yıkık dökük evler, içeride torna sesleri falan … Ama genel olarak araba bakım işlerinin yapıldığı yer gibiydi. Bizim sanayi misali ama hepsi ev tarzında …

Bayağı bir yürüdükten sonra pazar yerine geldim ki gerçekten de baya büyük bir yer. Akşama doğru geldiğim için artık yavaş yavaş kapanıyordu çoğu yer. Küçük küçük dükkanlarda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz diye düşünüyorum. Bu arada pazar yeri: “ТЦ «Барабашово» / Barabashovo Mall“. Meyve alacaktım ama bulamadım, o yüzden bu ülkedeki pazar yerini esgeçiyorum. Aç aç dolaşırken bizim Ankara / Sıhhıye’deki dönercilerden gördüm, yiyecektim geri akşama bir şey olur yaban ellerde diyerekten ondan da vazgeçtim 🙂

Metro ile bu sefer karıştırmadan şehir merkezine döndüm. Sonrasında da otele geçip ayaklarımı dinlendireyim dedim. 1-2 saat sonra tekrardan yola koyuldum. Yemek yiyip bir şeyler içme zamanı … 31 Ekim #halloween’e denk geliyordu. Güzel bir yerde yemek yiyeceğim diye ana caddeye geçtim, Foursquare yardımıyla bir yeri gözüme kestirdim, oraya doğru ilerlerken insanların akın akın kostümleriyle tam tersi yönde ilerlediklerini görünce lan boşver yemeği, kalabalığı takip et dedim. U dönüş sonrasında başladım yürümeye. Cadde çok renkliydi ki bayağı yaratıcı kostümler vardı. Yüzler boyanmış veya maske takılmış ilerlerken Gorky Park’a kadar geldik. Aşırı kalablıktı. Genci yaşlısı ama benim yaşlarda kimse yok gibiydi 🙂 Tam dönme dolabın altında platform, konser, kalabalık derken orada baya vakit geçirdim:

Açlık tavana vurunca gözüme kestirdiğim yere ilerlemeye başladım. “Fclub” a geçtim. İngilizce menü olmaması beni zorlasa da zar zor bir şeyler seçebildim. Hamburger tarafında doyurucu olur diye en pahalı yemeği seçeyim dedim ama bildiğin rus salatısını koymuşlar arasına getirmişlerdi. Buradan çıkardığım ders ne peki?

  1. Pahalı yemekler doyurucu olmayabilir.

Hoegarden eşliğinde içmeye başladım. 2-3 derken hadi kalkıp başka bir yere geçelim. Daha önce araştırdığım yerlerin hepsi şehrin dışındaydı ki oralara gitmek istemedim. Daha doğrusu yanlızken gitmek istemedim diyelim. Foursquare burada yardıma koşarak güzel bir yer önerdi… En son durak da “The Moon Room“. Ben eğlenmeye…

Pazar sabahı mekanların kapalı olduğunu varsayarak 10.30 gibi hotel’den çıktım. Yakın ve güzel olan bir yede kahvaltımı yapayım dedim. İçinde ne olduğunu bilmediğim ama baya güzel bir açma tarzı bir şey ve kahveyle günü açtım. Bu arada mekan o kadar büyük değil ama oturduğum süre boyunca gidip çıkanların fazlalığı burada bir şeylerin iyi olduğunu gösteriyordu. Bu arada merak edenler için ismi: “Куліничи“.

Kahve elde yine buz gibi havada başladım yürümeye. Güya havaalanına gitmek için toplu taşımanın kalktığı yere gidecektim ama çok sonradan farkettim ki tam tersi yönde yürüyormuşum. Tempoyu biraz artırarak yürüm, baya ama. İlk gün gezerken dörüğüm AVM vadı. Oraya girip kahve alayım diye dolaşırken üst katlarda bir yer gördüm. Tam İngizlice biliyor musunuz diye soracakken tezgahtaki adam Türkçe biliyor musun? dedi. Aha Türk. Tipimden anlaşılması beni üzdü 😀 Neyse ayaküstü sohbet ettik. Sonradan ben yoluma devam ettim.

Efendim Kharkiv Havaalanı’na gitmek için “Prospect Gagarina” metro durağına gitmeniz gerekiyor. Buradan iki tane otobüs kalkıyor. 115 numaralı otobüs ki ücreti 5 UAH. 20 Euro’ya geldim şimdi de 0.198 Euro’ya gidiyorum. Çık tıtlı. Ve halaanındayım …

Sonradan gelen not: Ulan yine çevirdiler. Neyse ki cebimde 5 UAH falan vardı, bu yeterli değil falan deseler de yok hacı başka dedim. Demek ki yanlız gördüklerine gömçürüyorlar. O yüzden grupçak giden insanların peşine takılın derim ben.

Küçük notlar:

  • Havaalanında polislerden uzak durun. Telefonla konuşuyor gibi yapın veya kalabalık gruplarla hareket edin.
  • Metroyu kullanın, her durak güzel.
  • Kışın hava buz, ona göre giyinin abijim.
  • Su alırken dikkat edin, soda alabilirsiniz. Gerçi susuzlupğu gideriyor gibiydi.
  • Gorky Park’a gece gidin, lunapark’da eğlenebilirsiniz de …
  • Gece hayatını merak ediyorsun biliyorum ama
  • Şehir metro haritası, burada.
  • Foursquare’daki listem için tıklayın.
  • Genel bilgilerin de bulunduğu Google Drive dosyam için tıklayın.

Kendime notlar:

  • Gideceğin ülkeye gece varıyorsan yanında bozuk para bulunsun mutlaka.
  • Pahalı yemekler doyurucu olmayabilir.
  • Su alırken dikkat et, maden suyu alabilirsin.
  • “Glenfiddich” 100 Euro civarında, para biriktir.
This entry was posted in Ukrayna