Şu ana kadar en kolay giriş yaptığım ülke oldu. Pasaport kontrolu esnasında polisle gözgöze gelip bir şey konuşmadan bastı damgayı geçtim. Gündüz ve zaman sıkıntısı olmadığından havaalanından şehir merkezine otobüsle gitmeyi düşündüm. Aslında otobüslerin ücretsiz olması bu duygumu pekiştirmedi değil. Havaalanından şehre A1 ve 72 nolu hat otobüslerini kullanarak gidebiliyorsunuz. Şahsi olarak 72 nolu otobüsü tercih ettim. Ücreti 150 RSD. Yaklaşık 1 saat sürüyor yolculuk ve bu esnada da Belgrad’a giriş 101 dersini geçmiş oluyorsuz. Bu arada hareket saatlerini merak edenler olabilir: Belgrad Otobüs Hareket Saatleri

En ön koltuğa geçtim ve başladım şehri izlemeye. Yukarıdaki videoyu da yolcu indirip bindirme esnasında çektim. Videodan da anlaşılacağı üzere ilk etapta şehrin bakımsız/fakir (aslında yanlış tabir oldu ama anladınız siz) sokaklarından geçtik. İlerledikçe şehir merkezine geldiğinizi zaten hissedeceksiniz. Otobüsten indiğimde hava kararmıştı ve kalacağım yere doğru yürümeye başladım. Yaklaşık 20-30 dk sonrasında otele vardım, eşyalarımı bıraktım ve etrafı kolaçan etmek için direk gezi işlemlerine başladım.

Yakınlarda Hram Svetog Save vardı ve rotayı oraya çevirdim. Vardığımda çocuklar, aileler, köpekler derken ortam baya güzeldi. Günün yorgunluğunu atıp, “Evet, sıra Belgrad” da demek için ben de bankların birine geçip etrafı izledim. Aslında bir yere geçip direk gece hayatına gireyim desem de yorgunluktan ölüyordum. Ertesi güne enerji gerekiyor diye otele gidip uyudum…

Sabah erkenden uyanıp yollara düştüm. İçinden geçtiğim caddelerin arasında bi’ trafik tabelası dikkatimi çekti. Acaba araç giremez baabında bi’ anlamı mı vardı? Neyse… Videodaki yer, Kalenić pijaca. Yurtdışına gide gele, semt pazarlarını gezmek gibi yeni bir alışkanlık edindim. Size de tavsiye ediyorum. Böylelikle gezinirken değişik meyveleri yeme şansı elde edebiliyorsunuz. Ne de olsa sabah kahvaltımı da yapmamıştım, dayadım meyveleri… Yürüyüş esnasında enerji lazım. Meyve dışında antika şeyler, hediyelik eşyalar gibi aklınıza gelebilecek her türlü değişik şeyi bulma şansınız var, emin olun.

Fizik Öğretmenli’nden mezun birey olarak, Belgrad’a gelince Tesla’yı esgeçmek diye bir şey olabilir mi? Rotamı Nikola Tesla‘nın müzesine çevirdim. Heyecanlıydım 🙂 09.00’dan önce geldiğimden kapılar kapalıydı. Çevrede bekleyenler olduğunu farkettim, hatta 2-3 tane türk grup vardı. Kapıların kapalı olmasını fırsat bilerek gidip 1.5 lt’lik sulardan aldım. Fotoğraf, video çek derken, zamanı geldi! Kapılar açıldığında biletimi 500 RSD karşılığında aldım. Not: 09.15 gibi rehberler size İngilizce sunum yapıyor, uygulamalı olarak oradaki şeyleri deneyebiliyorsunuz.

Sunum çok sürmüyor. Yarım saat sonrasında müzeyi gezebilirsiniz diye serbest kaldık. Ben 2-3 kattan oluştuğunu düşünürken tek katta, 4 odacık şeklinde düzenlenmiş müze beni üzdü. Tesla’nın gündelik kıyafetlerini, notlarını, icatlarının bazılarının prototiplerini görebiliyorsunuz. Özellikler Wireless Elektrik Aktarım olayını ve Tesla Motor‘u (şirket) özellikle vurguladılar.

Müze gezisinden sonra sıcağın da etkisiyle kendimi en yakın parka attım. “Tašmajdanski park“. Günün erken saatleri olduğundan mıdır bilmiyorum ama kalabalık değildi. Parkın devamında, Kalemegdan’a doğru giderken “Crkva Svetog Marka” kilisesi vardı. İçerisine girmedim. Ücretli mi ücretsiz mi o konuda bilgim yok o yüzden içi yüzünden değer mi değmez mi bilmiyorum … Pazar, müze, park, kilise derken oturacak mekan aramaya başladım. Şimdi yaban ellerde başıma güneş geçsin istemedim. Saat 11.30 gibi “Kasina Bar‘da meşhur Sırbistan biralarından birisi olan Jelen ile susuzluğumu giderdim. Limonlu seçimim sıcakta gayet başarılı oldu. Not: Gece gayet faal bir mekan, denenmesi lazım.

Şehirde pasaj kültürü var. En işlek caddeye bağlanmak için alt geçitleri kullanmak isterseniz kafanız karışabiliyor. Çok alakasız yerden altgeçite gidiyorsunuz. Burada önerebileceğim tek şey kalabalığı takip etmek olacak. Zaten sizi istediğiniz yere götürür onlar 🙂 Belgrad’ın olmazsa olmazlarından birisi de trafiğe kapalı “Knez Mihailova” caddesi. İstiklal gibi düşünebilirsiniz. Sağlı sollu mekanlar, sokak sanatçıları derken bir yandan etrafı izleyip bir yandan da biranızı yudumlayabilirsiniz. İşte tam da o yudumlama ve yemek yeme işlemleri esnasında şunu farkettim sanırım ben pizza sevmiyorum. Belgrad’ın önemli özelliklerinden birisi de italyan pizzası tadında pizzalar yapılmasıymış. İtalya’ya gitmeden bunu onaylayamıyorum ama Türkiye’dekilerden iyiydi. Cadde üzerinde ortada bulunan “Snežana” adlı yerde yedim bu arada. Önümdeki, arkamdaki, sağımdaki masalarda Türk vardı. Düşünün artık.

Yemeği yedikten sonra sokak aralarına daldım. Şehrin dokusu aslında oralarda gizli. Mesela… Yine sokaklar arasında kaybolurken çektiğim fotoğraflardan birisi. Hemen hemen her sokakta bu tip yapılar görmek mümkün. Ahhhhaaaa, solda da Bayraklı Cami çıkmış…Bayraklı Cami‘ye geçerken bi’ kalabalık olduğunu farkettim. AA’nın kamerası da buluyordu, acaba ne diye düşünürken bayram olduğunu farkettim… 3-4 farklı ilahi / ezgi seslendirdi ekip, sonrasında da hoca gelip bir şeyler anlatmaya başladı. Anlamadığımdan ben de yavaştan yol alayım dedim … Aslında videosu da var ama aniden sesli bir şekilde girerse sıkıntı olur diye sizi düşündüm 🙂

Rotamın hemen hemen her yerinde park vardı. Hele hele tepenizde güneş varsa, bulunmaz nimet oluyorlar. “Kalemegdanski Park“a geldik şimdi de … Kalemegdan’ın girişi ki Belgrad’ın en güzel yeri diyebilirim. Sürekli Kalemegdan’dan bahsedip duruyorum da … Burası Belgrad’ın kalbi. Park ve Belgrad Kalesi’nin bulunduğu alan. Akşamları da en faal yerlerden birisi. Fotoğrafı gördüğünüz an alana girmiş oluyorsunuz aslında. 4 farklı yer için biletleme yapmışlar. Yetişkinler için hepsi 400 RSD, öğrenciler için 300 RSD. 400’ü uzattığımda öğrenci misiniz sorusuna risk aldım ve evet dedim. Neyse ki kimlik sormadı 🙂 Fotoğraf da “Büyük Kuyu“dan, 30 katmış efendim. Bana kalırsa bilet alıp da görmeye gerek yok, çünkü bu kadar. Ama ne yalan söliyim, sıcakta buz gibi ortam çok iyi oldu.

Bilete dahil olan şeylerden birisi de bu saat kulesi. Ama ne hikmetse içerisine giremiyoruz. Durdum düşündüm acaba ben mi girişini bulamıyorum diye de … yoktu abi. Eğer ki siz bulursanız bana söylerseniz içimdeki ukteyi giderebilirsiniz. Kalemegdan’da uzunca bir vakit geçirdikten sonra gece oldu… Belgrad’ın en popüler şeylerinden birisi de kafana (canlı müzik) eşliğinde yiyip içmek. Özellikle uygun fiyata alkol alabiliyorsunuz. Chivas gibi viskilerin bardağının 10 TL olduğunu hesap edin.

Gelelim otele: Hotel Slavija. Konum olarak iyi, fiyat olarak da çok ucuz. 3 gecelik nonaklama ve iki kişilik odayı toplamda 50 dolara halettim. Kahvaltı da dahil. Ama gel gör ki, lokasyon dışında iyi olan tek bir şey yoktu. Televizyon yok, klima yok ki sıcaktan uyuyamadım adam akıllı, odalarda wi-fi yok, sanki mülteciler kalıyormuş gibi gereksiz kalabalık ve değişik insan profili derken neyse … Bir daha kalır mıydım, düşünürdüm.

Ertesi günün planı hazır. Zemun bölgesini gezmek! Güzel de bir balık yemek… Dün yürüyüş esnasında çok terledim ek olarak çok da uyuyamadığımdan güne geç başlamak istedim. Öğlen vakti bir cafe’de yayıla yayıla kahvaltı ederek geçirdim. Zemun bölgesine gidebilmek için yürümeyi göze alamadım. Toplu taşıma kullanmak gerekecekti. İnternetten okuduğum kadarıyla toplu taşıma ücretsizdi ki evet, aynen öyle. Ama hafif de tırsıyordum, ara ara kontrol oluyor, eğer bilet yoksa ceza kesilebiliyormuş. Şansıma öyle bir duruma denk gelmedim, 2 farklı araç değiştirdim ama numaraları aklımda değil 🙁

Zemun bölgesi, eski yerleşimlerden birisi. Ana caddesinde veya ara sokaklarında dolaştığınızda hissedebiliyorsunuz. Ara sokakları aşıp da nehir kıyısına vardığınızda yürüyüş parkurunu, bisiklete binen, köpek gezdiren insanları görebiliyorsunuz. Elinde deniz havlusu ile yürüyen insanları görünce nehre girilebilen bir yer olduğunu farkettim. Yürüyüş parkurunun yanında demir almış bir gemi var. Restorana çevrilmiş, denemedim ama güzel olduğunu düşünüyorum.

Buna benzer bir çok yer vardı. Balık yemek için ideal! Parkuru bitirip yakında bulunan Gardos Kulesi’ni görmek için yola koyuldum ve karşıma böyle bir manzara geldi. Her ülkede bu tip bir yokuş çıkmak zorunda mıyım arkadaş! Kan ter içinde yokuşu çıkmaya başladım, bir yandan da umarım sonu güzel olur diye düşünüyordum 🙂 Kula Gardoš, burayı görebilmek için çıktığım yokuş sonrası gördüğüm manzara yorgunluğu aldı. Kuşbakışı görünüm ile nehri, yerleşimi görebiliyorsunuz. Soluklanmak için cafe de var. Ama denemedim… Kan ter içinde çıktığım yokuşu yavaş yavaş inmeye başladım. Tekrardan geldiğim yöne doğru gitmeye çalışırken sağlı sollu cafe’lerden bir kare çekeyim dedim.

Gezi planımın son günü olduğu için tekrardan Kalemegdan’a gitmeye karar verdim. Gün batımı ile kafa dinleme işini yapacaktım. O kadar gezdim, şimdi dinlenme zamanı:) Belgrad’daki güzel şeylerden birisi de bu. Belirli alanlarda satranç oynayan bir çok kişi var. Genci, yaşlısı … İzleyiciler ve onların tüyoları da cabası. Vakit geçirmek için mükemmel bir yer / araç 🙂 Meğersem Kalemegdan’ın olayı akşammış. Sürekli bir etkinlikle karşılaşıyordum. Türkiye’de üniversitelerdeki dans toplulukları gibi 🙂

Ve güneş batıyor. Yanımda bira veya şarap yoktu ama bu manzaranın karşısında yapılabilecek en güzel şeylerden birisi içmek sanırım 🙂 Aslında akşam gelip buranın tadını çıkarmak en güzeli… Erkenden kaçıyordum, uçak sabahın köründeydi

Faydalı olabilecek bi’ kaç bilgiyi de sona sakladım.

  • Kazık yememek için RSD hesaplamalarında TL karşılık için 40’a, Euro karşılık için de 100’e bölerek kaba hesap yapabilirsiniz.
  • Şehir içi toplu taşımayı kullanabilirsiniz. Olur da kontrol edebilecek şüpheli birisini görürseniz inin abi. Zaten her kapıdan inip binilebiliyor.
  • Kalemegdan taraflarına akşam serinliğinde gitseniz güzel olur. Daha canlı.
  • Gece hayatı için nehrin karşısında yüzen barları denemelisiniz.
  • Euro ile gidin, havaalanında 5 Euro’sunu exchange edin. Otobüs biletinizi alacak kadar işte … Gerisini şehirde bozdurursunuz. Merak etmeyin, adım başı exchange ofisi.
  • Zemun bölgesi kesinlikle görülmesi yerlerden birisi.
  • Zemun bölgesi kesinlikle görülmesi yerlerden birisi.
  • Gezi öncesi hazırladığım taslak Belgrad rehberi için: tıklayın.
  • Foursquare’de gezdiğim yerlerin listesine erişmek için: tıklayın

 

This entry was posted in Sırbistan