Mart ayında, 23 Nisan tatilinin Perşembe’ye denk geldiğini farketmemle Cuma’yı da bağlarım abi güzel bi’ dört günlük tatili çakarım düşüncesiyle bilet bakmaya başladım. Ankara’da yaşamanın zorluklarından birisi de direk olarak uçuş olmaması ve bu yüzden de İstanbul’a gidip uçuş saatini beklemek. Aslında bunları aşmak mümkün ama uygun fiyatlı bilet alınca doğal olarak katlanmak zorunda kalıyorsunuz. 06:15’de Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan kalkan Ankara -> İstanbul uçağı sonrasında yaklaşık 4 saatlik bi’ bekleyiş vardı. Yapılacak şeylerden birisi kahveni yudumlayarak kitap okumak veya internette takılmak. İnternet demişken de, Sabiha Gökçen Havaalanı’nda ücretsiz Wifi noktalarının olmaması gerçekten sinir bozucu. Starbucks’lardan alıştığımız Doruknet Wifi bile burada ücretli. Nede olsa havaalanı …

 

 

Tatil öncesi olduğundan ortam biraz kalabalıktı. 1 saat öncesinden pasaport geçiş noktasından geçeyim dedim. Yurt dışı çıkış pulumu aldıktan sonra sıraya girdim. Yaklaşık yarım saat kadar sonra içeriye girebildim. Karnım acıkmış şekilde son Türk yemeğimi de yedikten sonra hafif bi’ heyecan vurdu. İkinci yurt dışına çıkışımı geçtim, ilk defa yalnız başıma gidiyordum. İlk çıkışıma nazaran daha az hazırlık yaptım. Özellikle Rusya’da İngilizce bilenin insan sayısının çok az olması, alfabelerinin farklı olması … derken içim kararacağına yaşayalım ve görelim dedim. Aslında heyecanım da bi’ önceki cümledekiler … Ama bana söker mi? Hayır 🙂 Kimse tutamaz!

 

 

Domodedovo Havaalanı‘na indiğimizde hava kapalıydı. Çoğu insan hava koşullarını sevmese de benim sevdiğim hava türlerinden birisi aslında. Havaalanı tamamiyle inşaat halinde gibiydi. Uçak ilerlerken takır tukur sanki bozuk Türkiye yollarından gidiyormuş izlenimi verdi ki bence de yenilenmesi gerekiyor. Dikkatimi çeken bi’ diğer nokta da, “Follow Me” yazan araçların uçaklara eskortluk ederek nereye yanaşacağını söylemesiydi. Telsiz iletişimi falan neden yoktu anlamadım. Uçaktan indikten sonra pasaport kontrol noktasındaydım. Vize kalktı ama ne yapılması gerekiyor, ne oluyor bilmiyordum. Görevli ile karşı karşıya geldik ve turistik amaçla 4 günlüğüne geldiğimi söyledim. Ardından yazıcıdan küçük bi’ kağıt çıkardı. Kağıt çift kopyadan oluşuyordu. Anladığım kadarıyla bir taraf onlarda bir taraf da bende kalacaktı. İki yer gösterdi, imzaladım ve işlem tamamlandı ve resmen Moskova’ya girişimi yaptım.

 

 

İnternetten araştırdığım kadarıyla Aeroexpress‘ler şehrin yakınındaki “Paveletskaya” tren istasyonuna gidiyor, ardından metro ile istediğin yere geçiş yapabiliyordun. Zaten insanların çoğunluğu ile aynı yere gideceğin için kalabalığın yöneldiği yere gidince sıkıntı çıkmıyor. Bunu çoğu kez deneyimledim. Hotel Belgrad‘ı booking.com üzerinden ayarladım. Aslında daha uygun fiyatlı yerlerde kalacaktım ama arkadaşlarımın etkisiyle paraya kıydım. “Ne güzel, küvette uyanırsın. Sonuçta Rus mafyası …” tarzında çok espri döndü 🙂 Lokasyon olarak her yer yürüme mesafesinde olduğundan içim rahattı. İneceğim durak “Smolenskaya” durağıydı. Metro ağına indiğim an her şey karıştı. Her durakta 2-3 tane metro hattı kesişiyor, onlar arasında geçiş yapman gerekiyor, geçişler bazen çok alakasız noktalardan oluyor. Hele hele yer yön bilgileri de kiril alfabesiyle olunca; yanlış metro hattına da bindim, fazladan durak da gittim, insanlarla işaret diliyle de anlaştım derken elimdeki küçük bavulumla otelimi sonunda buldum …

Resepsiyonist ile iletişim sonrası 10 dk. sonra odamın hazır olacağı bilgisini aldım. Ne yapsam ne etsem modunda en yakın süpermarkete uğrayıp bilimum ihtiyaçları alayım dedim. Şamuan, su, 2-3 tane bisküvi, yürürken atıştıracak kurutulmuş meyve vs vs … Bunları nereden mi öğrendim? İlk gezimden 🙂 0.5lt ‘lik su şişelerine 1-2 Euro vermek koymuştu. Daha önce çıkmadıysanız, en azından öğrenmiş oldunuz. Odaya çıktığımda üzerimdekileri çıkardım ve yatağa uzadım. Metro hatlarından kaybolduğumdan mı, yoksa uçağın inişinden 4-5 saat sonra gelmemden mi, yorgunluğumdan mı, yalnızlığımdan mıdır bilinmez ama kendime kızdım. Yalnız başına ne işin var lan buralarda diye 😀 Oturup ağlamak istedim o derecede. Neyse ki kısa sürede topladım, ne yapıyorsun lan sen dedim ve giyindim. Doğru Red Square’a …

 

This entry was posted in Rusya